« Önceki |

10/5/2007

turkiyede yasamak anket

sayfanın altındakı katılır mısınız

6/5/2007

baglanma stilleri (romantik ilişki)*

baglanma stilleri (romantik ilişki)*

yetişkin bağlanması üzerine olanı bartholomew (1990) tarafından geliştirilmiş teori. bu teoriye göre insanlar bebekliklerinde birincil olarak bağlandıkları kisiyle* aralarında olan ilişkiye göre gelecek yaşamlarındaki bağlanma stillerini geliştirirler ve bu onların hem arkadaş hem de romantik ilişkilerini etkiler.
teoriye göre 4 çeşit bağlanma stili vardır. güvenli baglanma tarzı(secure), saplantılı (preoccupied), kayıtsız (dismissing) ve korkulu baglanma tarzı (fearful).

1) güvenli bağlanma tarzı, düşük kaygı ve düşük kaçınması olan bireylerde görülür, olması gerektiği gibi bağlanılacak insan dense bu insanları gösteririm yani :) güvenli bağlananların hem kendilerine hem de ilişkilerinde karşılarındaki kişiye güvenleri vardır. ama mesela bağlandığı kişi sevgilisiyse, sevgilisi bıraktığında bunu kabullenir*, gitmek istiyorsa gider diye düşünür, yoluna devam eder. güvenli olanların kendilerine ve bağlandıkları kişiye tutumları pozitiftir, yani hem kendilerine hem karşılarındakine değer verirler.

2) saplantılı bağlanma tarzında yüksek kaygı ve düşük kaçınma vardır. bağlandığı kişiye yapışır, sanki mutual yaşam sürmek ister, bırakılmaya dayanamaz, aşırı kontrolcü ve kıskanç tipler bu gruba girer. kendileri hakkındaki görüşleri negatiftir (bkz: aşağılık kompleksi) bağlandıkları kişiye karşı pozitiftir yani onu gözlerinde büyütürler. bağımlı kişilik bozukluğu gibi (dsm eksen ikide) ve kaygı bozukluklarına (eksen bir) daha yatkın olabilirler.

3) kayıtsız bağlanma yaşayan insanların düşük kaygı ve yüksek kaçınmaları vardır, yani ilişkiye girmeye istekli değillerdir ama bunun sebebi kaygılı olmaları değildir. ilişkilerde karşılarındaki kişiye değer vermezler, sadece kendi çıkarlarını düşünürler. bunların kendilerine bakış açıları pozitiftir, bağlandıkları kişiye karşi negatiftir yani kendilerini bir şey zannedip karşılarındakine değer vermezler. işkolik insanların bir kısmı böyledir, işler yüzünden ilişkiye vakitleri olmadığı gibi bahaneler üretirler halbuki insanlara değer vermeyip kendilerini yücelttiklerinden ve yakın ilişkilerde üstünlük komplekslerinin altında yatan aşağılık komplekslerinin yani negatif yanlarının ortaya çıkıp rezil olacaklarından korktuklarından düzgün ilişkiler yaşayamazlar. benmerkezci yapılarından dolayı dışa zarar veren kötüye kullanma davranışlarında bulunabilirler ve aynı zamanda kendine zarar verme davranışları (alkol, sigara, madde bağımlılığı) gösterebilirler. eğer çocukluktan itibaren böyle bir insanla beraber büyüdülerse kendilerine zarar verecek insanları seçip bağlanabilirler. en karmaşık olan bağlanma tarzı bu kanımca.

4) korkulu tarz kişininse yüksek kaygı ve yüksek kaçınması vardır. ne kendisine ne karşısındakine değer verir yani ikisine de tutumu negatiftir. böyle insanlar ilişkiye girmekten kaçınırlar, diğer insanlardan uzak dururlar ama kayıtsızlar gibi kendilerini bir şey sandıklarından değil değersiz olduklarını ve kimsenin onları sevmeyeceğini düşündüklerinden olur bu. kendilerine verdikleri değer çok düşük olduğundan da depresyona en yatkın grup bu olmaktadır.


bir de grafik yaptım daha anlaşılır olsun diye akşam akşam, bu enerjim nerden geliyor bilemiyorum, hadi hayırlısı.

*İlk yazılış tarihi 30.11.2004, ekşi sözlük, passiflora

5/5/2007

Tropikal meyvelerin sağlığımıza katkıları

Tropikal meyvelerin sağlığımıza katkıları

PAPAYA
Faydaları:
Papayanın eski zamanlardan beri bilinen inanılmaz bir özelliği vardır. Papaya da bulunan ‘papain’ adlı enzim yiyeceklerdeki proteinin sindirilmesini kolaylaştırır.Hem meyvenin hazmının çok kolay olması hem de birlikte tüketildiği yiyeceklerin de sindirimini kolaylaştıran meyveyi yemekten sonra ya da yemeğin içinde de rahatça kullanabilirsiniz. Bu meyveyi düzenli yediğiniz zaman kabızlığa, kronik ishale, basura, bağışıklık sisteminizin bulaşıcı hastalıklara karşı gelişmesine fayda edecektir.

ANANAS
Faydaları:
İçerdiği vitamin ve faydalı maddelerden dolayı tüketimi giderek artan ananasın son yapılan araştırmalarda doğal yapısında bulunan bromelain enziminin  CCS molekülünü içerdiği ve bunun da kansere karşı insan vücudunun bağışıklık sistemini harekete geçirdiği kanıtlandı. Bromelain, vücuttaki proteinleri ayrıştıran ve sindiren bir enzim olduğundan hazmı kolaylaştırır, mide asidini düzenler. Kemik ve eklemlerdeki kireçlenmeyi önler. Alerjilere karşı korunma sağlar. Ananasın içindeki enzimlerin yağ yakma özelliğinin olması kozmetik sektörünün de bu meyveye olan ilgisini giderek arttırıyor. İdrar söktürücü etkisi nedeniyle vücuttaki toksinlerin atımına yardımcı olduğundan selülit tedavisinde de kullanılıyor.

ZENCEFİL
Faydaları:
Gribal durumlar için doğal bir ilaç değeri taşıyan, balgam söktüren, bronşite iyi gelen, kolestrolü düşüren, iltihaplanmayı ve ödemi atan zencefil; solunum yolu rahatsızlıklarında, terlemeyi arttırması nedeniyle toksinlerin atılmasına ve ateş düşürücü etkiye de sahip. Isıtıcı etkisi, soğuk algınlığı ve faranjit gibi solunum yolu rahatsızlıklarında oldukça etkilidir. Böyle bir rahatsızlıkta taze zencefili sıcak su olan bir bardağa rendeleyip, bal ile tatlandırabilirsiniz. Öksürük içinse bal ile zencefili karıştırıp bir kaşık yiyebilirsiniz.  Romatizmal ağrıları azaltır, kusmayı önler, yağları yakar, bağırsak gazı söktürür, iştah açar, ishali keser, bedeni ve zihni gücü arttırır, cinsel isteği çoğaltır.

KUMKUAT
Faydaları:
C vitamini  bakımından zengin olan Kumkuat, kabuğu ile beraber yenildiğinde gribal enfeksiyonları önlemede önemli rol oynamaktadır. A, B1, B2, B3 vitaminleri ve Kalsiyum da ihtiva eden Kumkuat, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Dünyada kabuğu ile beraber yenilen tek narenciye çeşididir. Evlerde, balkonlarda yetiştirilen belki de tek meyve ağacı Kumkuatdır. Anavatanının Çin olduğuna inanılır. Türkiye’de özellikle de Rize bölgesinde yetişmektedir.

KUŞKONMAZ
Faydaları:
Kuşkonmaz A, B1, B2 ve C vitaminlerinin yanı sıra protein, şeker, yağ ve çeşitli mineralleri de içeren zengin bir üründür. Çorbası yapılır ya da garnitür ve salata olarak yenir. Karbonhidrat, kolestrol ve yağ yok. Enerjisi düşüktür. A ve C vitaminleri bakımından zengin kuşkonmaz aynı zamanda cinsel isteği arttırmaktadır. Karaciğer ve bçbreği çalıştırır. Kanı temizler, sinirleri kuvvetlendirir, kalp çarpıntısını giderir ve şeker hastalığına da faydalıdır. Bol fosfor, çeşitli vitamin ve madeni maddeleri ile sinir ve dimağ yorgunluğunu giderir, böylece fikren çalışanlara, sınava girenlere iyi gelmektedir.

AVOKADO
Faydaları:
Türkiye’nin güney sahillerinde de üretilmeye başlanan avakado içerdiği vitaminlerle şifa dağıtıyor. Avakado da bulunan 14 mineral hücre yenilenmesini sağlamakta.  Zararlı toksinleri vücuttan atarak yaşlanmayı yavaşlatmakta ve cildi yıllara karşı korumaktadır. Avakado % 30 oranında barındırdığı doymamış yağ miktarı nedeniyle vücuttaki kolestrolün artmasını önler ve kalp ve damar hastalıklarında doğal bir şifa kaynağıdır. Aynı zamanda içinde barındırdığı mutluluk hormonu olan seratoninden ötürü ruh sağlığımıza da en az beden sağlığımıza olduğu kadar faydalıdır. İçerdiği yüksek potasyum dinçlik verir ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir, kandaki alkalin dengesini korur ve kandaki kırmızı kan hücrelerini yapan avakado aynı zamanda bir demir kaynağıdır.

5/5/2007

Kuşburnu ve pekmezin faydaları

Kuşburnu ve pekmezin faydaları

Kış mevsiminin vazgeçilmez besinleri olan pekmez ve kuşburnunun birçok faydasının bulunduğu bildirildi. Kış aylarında pekmez, kuşburnu marmeladı gibi ürünlerin tercih edildiği, C vitamini bulunan kuşburnunun soğuk algınlığına karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiği ifade edildi. Kuşburnunun sağladığı faydalar şöyle:

"Solunum enfeksiyonlarına iyi geliyor, aynı zamanda vücutta dirilik sağlıyor. 100 gram kuşburnunda 2 kilogram portakala eşdeğer C vitamini var. Aynı zamanda etkin bir kan temizleyicisi. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı da oldukça faydalı bir besin."

Pekmezin ise yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağı olduğu, özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük kısmını karşıladığı vurgulandı. Pekmezin faydaları ise şöyle:

"1 kg üzüm veya 200 gram pekmez, kalori açısından bin 150 gram süte, 300 gram ekmeğe veya 350 gram ete eşdeğer. Özellikle üzüm pekmezinin içinde doğal olarak bulunan glikoz ve früktoz, vücutta hemen emilerek kana karışır ve metabolizmada enerjiye dönüşür. Sabahları içilecek iki yemek kaşığı pekmez, herkes için çok değerli ve çok önemli olan 2 miligram demir, 80 miligram kalsiyum ve 58 kcsal enerji ihtiyacını karşılayacaktır."

Havalardaki ani soğumayla birlikte soğuk algınlığına bağlı enfeksiyonların sayısı artarken, bu havalarda vücudun sıcaklık dengesini korumak için pekmez ve kuşburnu marmeladı tüketilmesi tavsiye edildi

4/5/2007

Gerçek Hikaye

Gerçek Hikaye

Mexico City'de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler, Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.
Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman'ın yanına gelerek sormuş:

- İnsan haklarına inanıyor musun?
- Evet, inanıyorum.
- Peki ya Tanrı'ya?
- Bütün kalbimle...
Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:
- Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!

İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika'daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler... Ama nasıl?

Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne 'İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi'nin kokartını iğneliyor. Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor.
Ve tabii (hatırlıyorum) dünya birbirine giriyor. Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor...
Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor.

Eylem amacına ulaşmış, Amerika'daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir.

Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Norman'ın da hayatı kararmış.

Tommie Smith diyor ki:
"Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya'ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi."

Avustralya Devleti Norman'ı ölene kadar affetmemiş ama...
Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra kırılamamış.

Ölene kadar süren 'eylem kardeşliği'

İki amerikalı ve bir Avustralyalı 'lanetli' atletin o gün başlayan 'eylem kardeşliği' ve dostlukları ömür boyu sürmüş. Aradan geçen 38 yıl boyunca, yazışmışlar, buluşmuşlar, görüşmüşler.
Ta, geçen hafta, Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.
Ve şimdi, aşağıdaki fotoğrafa iyi bakın:


Melbourne'de yapılan cenaze töreni. 'Onurlu beyaz atlet' Peter Norman'ın tabutu, Tommie Smith (solda) ve John Carlos'un omuzlarında!

Üç 'eylem kardeşi' son kez omuz omuza...
Nasıl, muhteşem bir hikaye değil mi?

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı